Friday, 29 May 2015

Bir Takı Atölyesi Yok Yok Bence Sevgi Nasıl Üretilir ve Paylaşılır İşte Bunların Sembolleştirme Atölyesi. Burası AG D'SIGN.

En derinden mis kokulu ve sevgili Merhabalar;

Aranızda hiç bazı aksesuarlara takıntılı olanınız var mı? Var mı derken, bir yüzüğü, bir küpesi, bir bilekliği veya bir kolyesiyle manevi duygular yaşadığı, uğuruna inandığı, onu takınca sanki her kötülükten ve tüm sıkıntılardan kurtulacağı, yada takmaya başladığınız andan itibaren hayatınızda birden hiç beklemediğiniz şeylerle karşılaştığınız takılarınız var mı hiç?

Doğrusunu söylemek gerekirse benim var. Garip ama gerçek... Benimle bir uğurunun olduğuna inandığım, ne zaman taksam hep güzel şeylerin olduğu, onu takınca gerçek bir mutluluk ve huzur yakaladığım bir kolyem var. Melek kolyem...

Tanışalı çok uzun zaman olmadı aslında kendisiyle, geçen sene düzenlenen bebek şenliklerinde bir stanttan almıştım bu kolyeyi ve bana beraberinde hiç de tahmin etmediğim ve hiç bir şekilde parayla satın alamayacağım bu güzel dostluğu da... Kolyeyi satın alırken hep yaptığım bir de kartvizit alma işini gene yapmış ve bu vesileyle de neredeyse aradan bir yıl geçtikten sonra bu güzel dizaynları ve ürünleri yapan sevgili Aslı Hanım'a ulaşmış ve kendisini atölyesinde ziyaret etme fırsatını da yakalamıştım.



Evet burası AG D'sign yani Aslı Girgin'in başlıkta da dediğim gibi sevgi nasıl üretilir, nasıl paylaşılır kısacası burası aradığınız umut, aşk, sevgi, dostluk, arkadaşlık, uğur, umut aklınıza ne geliyorsa tüm bunları sembolleştirme atölyesi... Ben böyle düşünüyorum ve hissediyorum, sizde bunu anlayacaksınız.



Gelin önce size bir atölyeyi tanıtayım daha doğrusu gezdireyim sonra da başlayayım hem Aslı'yı hem de bu güzel sembolleri anlatmaya...

Sunday, 24 May 2015

Siz Hiç Bayan Taksici Gördünüz mü? İstanbul'da sadece 10 tane tüm Türkiye'de de 25-30 tane var.... Buyurun Bakın :)

Merhabalar,

Yazacak ve yapacak o kadar çok şey birikti kiiii. Ne yapsam nereden başlasam derken aklımda en çok yer eden ve bunu da yazmazsam olmaz dediğim bir anımı paylaşacağım sizlerle...

Geçen hafta Perşembe (21.05.2015) iş çıkışı ne zamandır aklımda olan ve artık vakti geldi de geçiyor bile dediğim ve yakından da çok tanışmak istediğim Sevgili Aslı'nın takı atölyesine gitmiştim. Nişantaşı'ndaydım ve hoşça vakit geçirdikten sonra eve dönmek için Vali Konağı Caddesi'nde tam taksiye el kaldırmak üzereyken Eşim Emre ile telefonda görüştük ve babasının ilaçlarını almam için doktorunun muayenehanesine uğramamı istemiş ve bende belli bir miktar yolu geri dönerek, tesadüfen kapanmakta olan muayenehaneden ilaçlarını almıştım. Tam binadan çıktım ve karşımda bir taksi, taksici ile göz göze geldik. Buyurun dercesine bir kafa salladı. Bense halen cinsiyetini çözmeye çalışırken daha doğrusu, kadın taksici görmenin şokunu atlatmaya çalışırken, taksisine biniverdim.

Aslında her şey bir tesadüfle başlamıştı. Çünkü ben doktora gitmeden çoktan bir taksiye el kaldırmış ve eve doğru yol alıyor olacakken, bir anda bir telefonla yönümü değiştirmiş, kapanmakta olan muayenehaneden ilaçları son dakika dükkana kilit vurulmadan önce almış ve sonra yine bir anda bilemediğim bir şekilde doktorun binasından çıkarken kendimi bir bayan taksicinin kollarına atıvermiştim.

Gelelim bundan sonraki bence bir o kadar ilginç, bir o kadar ders çıkarılacak, bir o kadar kadın hali ve dünyası, bir o kadar hayat şartları, geçim derdi, üniversite görmüş geçirmiş bir kadının hayat hikayesine;


*** Tüm konuşmalar toplam 15 dk içinde ve tahmin edersiniz ki, ben bayan karşımdaki bayan şöför ve dolayısıyla bu kadar zamanda yapılan dağ gibi muhabbete;

Ben: Merhaba, çok şaşırdım, emin olamadım ve nasıl oldu anlamadım ama şaşkınlıkla bindim taksinize...

Bayan Taksici (Hilal): Evet, fark ettim zaten şaşkınlığınızı, müsaitim anlamında kafa salladım o yüzden size. Alıştım ama artık bu duruma genelde herkes binmeden önce aynı tepkiyi veriyor.

Ben: Yani eminim öyledir. İsminiz nedir?

Friday, 8 May 2015

Anneler Günümüz Kutlu Olsun!!! Her anne bir mucize yaratır ve her bebek bir mucize eseri doğar!!! Peki ya sizinki....

Merhabalar,

Bu yazıyı hayatımda hiç yaşamadığım derin duygular ve hislerle yazıyorum. Geçen seneki yazılarımda, zaten hayatımıza girmiş bir varlığımız vardı ve onun sayesinde ilk "ANNE"lik vasfını edinmiştim ve bu sene onun üstüne hayatta var olma çabasıyla içimde yaşayan yeni bir varlıkla daha ve yüklü bir annelik duygusuyla daha bir başka Anneler Günü'nü yaşayacağım. İkinci kez anne olmaya yaklaşırken, duygularımı ifade etmekte güçlükler çekeceğime inandığım bu yazıda aslında hayatta daha başka nasıl mucizelerin olduğuna da değinerek, yazmaktan çok işitmenizi, görmenizi ve daha güçlü hissetmenizi sağlayacağını düşündüğüm bazı video-fotoğraf ve bu gibi görsellerle bu yazıyı kısa ve öz tutmak istiyorum. Biliyorum ki, böyle olursa daha pekişecek, daha anlamlı ve daha duygu yüklü olacak ki, bunlarda benim hislerime tercüman olacak...


Bu fotoğrafı ilk gördüğüm an, hissettiğim tek şey: "durmaksızın ağlamak"...

Bir çocuk ki, anne bedeninden yoksun ve çizdiği resimde onun içine girerek, anne şefkatini, sevgisini ve özlemini bu tebeşirle çizilmiş anne bedeninde arıyor. Nasıl bir ihtiyaçtır, nasıl bir hastalıktır, nasıl bir yoksunluktur ki bu, kendini ikiye katlayarak (psikolojik olarak koruma altına alarak) onun bedeninde kendini güvende hissederek bir an huzuru bulmaya çalışmakta...

Ayrıca bir başka dikkat çekici nokta: Çizdiği tebeşirden bir anne olsa bile, ayakkabılarını çıkararak ona duyduğu saygı ve sevgi... Ve işte böyle bir çocuğun annesi olmak ve ANNE OLMAK !!!


Şimdi gelelim bir başka yaşanmış "ANNE"liğe;

İLK 1000 GÜN BEBEĞİNİZİN GELİŞİMİ İÇİN NEDEN ÖNEMLİDİR?


Bebeğiniz karnınıza düştüğü ilk günden itibaren, birlikte birçok ilki deneyimlersiniz: ilk kalp atışı, onu karnınızda hissettiğiniz ilk an, başını göğsünüze ilk yaslayışı, ilk gülümsemesi, ilk adımları… O anlarda daha da iyi anlarsınız ki anne olmak; paha biçilemez bir histir ve yalnızca bebeğinizin dünyayı keşfettiği değil, sizin de anne olmayı tüm kalbinizle hissedip tecrübe ettiğiniz, bitmeyen, harikulade bir yolculuktur.
Bebeğinizle geçirdiğiniz ilk 1000 gün, yani hamileliğinizin ilk gününden bebeğinizin 2 yaşına kadar geçen süre, onun sağlığında ve gelişiminde büyük paya sahiptir. Yaşamın bu ilk 1000 gününde bebeğinizin büyüme hızı mucizevidir; ilk 1 yılında kilosu 3 katına çıkar, 2 yaşının sonunda beyin gelişiminin %85’i tamamlanır.
Bu fiziksel ve zihinsel gelişimi etkileyen en büyük faktörlerden biri ise bebeğinizin iyi beslenmesidir.  Bir anne olarak bebeğinizle geçirdiğiniz ilk 1000 günde beslenme düzeninizde sağlıklı alışkanlıklar edinmek ve bu alışkanlıkları bebeğinize de kazandırmak, bebeğinizin hayatının geri kalanında sağlıklı bir birey olarak gelişmesinin temellerini atacaktır.
Aptamil devam sütü, 30 yıldır anne sütü üzerine yaptığı sayısız araştırmalar, uzman kadrosu ve şimdi de ilk1000adım.com'la bu önemli ve keyifli yolculukta tüm annelerimizin yanında.
ilk1000adım.com bebeğiniz ve sizin için önemi büyük olan bu süreçte tüm uzman kadrosuyla yanınızda olmak amacıyla yaratılmış bir web sitesidir. İlk 1000 Adım’da hamileliğiniz boyunca geçireceğiniz fiziksel, psikolojik gelişim ve değişimler, emzirme dönemi ve faydaları, ek besinlere geçiş dönemi ve yürümeye başlama yıllarında doğru beslenme, bebeğinizin fiziksel ve psikolojik gelişimi gibi konularda adım adım bilgiler ve ipuçları bulabilirsiniz.
Bunun yanı sıra bebeğinize özel sağlıklı ve pratik tarifler, size özel sürprizler de ilk1000adim.com’da sizleri bekliyor. Web sitesinin yanı sıra İlk 1000 Adım her an Facebook, Twitter ve Instagram’da da yanınızda.
Şimdi siz de filmimizi izleyin ve #AnneOlmak hashtag’iyle paylaşın... Bebeklerinin tüm ilklerinde yanında olan ve onlar için hep iyisini isteyen annelerimize teşekkürlerimizle.

Bir boomads advertorial içeriğidir.