Thursday, 18 December 2014

Anne Sütünü Arttırmanın Yolları ve Benim Bu Konudaki Deneyim ve Tavsiyelerim

Merhabalar,
Doğumdan sonra öğrendim ki, yeni doğum yapmış bir annenin en can alıcı konusu, en içini sızlatan sızısı;  bebeğini emzirip, ona yeteri kadar süt sağlayıp, karnını doyurabilmesi ve onun da bu sayede kilo almasıymış.


Ali Kerem'im 1 aylıkken :)
Bugün bu yazıyı inanın çok başka yazıyorum ve göz yaşlarıma hakim olamıyorum. "anne" olmak, bir "evlat" sahibi olmak ve o cana sizden bir şeyler akıtmak gerçekten çok başka, çok zahmetli, çok meşakkatli, çok sabır gerektiren, çok uykusuz kaldığınız çok da çoookkkkk.... Bilenler bilir...

Neler yaşadım neler o süreçte... Ama aslında neler yaşayacağımı ve başıma neler geleceğini bilmeden... İlk kırk gün hatta iki ay tahminimin ötesinde zor geçti. Sakın gözünüz korkmasın hanımlar... Derdini veren Allah sabrını da veriyor. Bugün oğlum iki yaşında ve iki aylık zamanını ve o zaman çektiklerimi dün gibi hatırlasam da, o günkü gibi sıkıntılarım yok artık ve bu da insana unutturuyor bazı şeyleri... Sanki siz değil de bir başkası yaşamış gibi...

O dönemlerde ben hangi kafayı yaşıyorsam hiç de başıma geleceklerden habersiz, sanki çocuk her şeyini rutin periyotlarda yapacak, bir düzen olacak, her şey yolunda gidecek, kalkacak, emecek, yatacak, altı temizlenecek ve ihtiyaçları giderilecek ve belli zamanlarda bu periyotlar tekrarlanarak günler geçecek zannediyordum...

Ama ne oldu? durun söyleyim, başım değil sadece popom yatak yüzü görerek 1,5 ayım günde 2-3-4 saat uyku uyuyarak, annemle her sabah uyandığımızda bu gece sen yarım saat ben 1,5 saat.. ha tamam bugün 3,5-4 saat uyumuşuz diyerek birbirimizi teselli ile geçti... Şimdi düşünüyorum da acaba o zaman şartları bu hale getiren biz miydik? yoksa o şartlara bizi uyduran oğlum Ali Kerem mi? ve şunu da diyorum ki, bundan sonra kesinlikle yapmayacağım ve kimseyi dinlemeyeceğim bir kaç konum daha var.

Ayyy ayy bir duygu selidir gidiyor, haydi hayırlısı...

....

Evet dönelim konumuza... Sevgili anneler ve anne adayları öncelikle şunu bilin ki "ANNE SÜTÜ" deyince karşılaşacağınız ve bir çok kişinin de bilmediği yada bilip inkar ettiği, bazen toplumsal bir utanca dönüşen bazen de kimilerinin böbürlene böbürlene anlattığı anne sütü hakkında bilinen gerçeklere ve bu süreçte olup bitenlere ve yaşananlara gelin şöyle bir değinelim...

Özetle şöyle anlatayım:

*** Bu tablo Şuh-i Fidan tarafından oluşturulmuş olup, izinsiz çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Tüm hakları saklıdır.


Tablo üzerinden ilerleyecek olursak,

Monday, 8 December 2014

Biber Salçalı Helazonik Kurabiye- Siz Yemek İstemedikçe Yedirten Kurabiye :):):)

Merhabalar,

Yılın son demlerine yaklaşırken, kış da artık kendini göstermeye başlamışken, şöyle güzel bol salçalı ve kıtır kıtır bir kurabiye hem çay saatlerinin yanına hem de çocuklarımızın ikindi kahvaltılarına bir bardak çayla yada meyve suyuyla iyi gitmez mi? Hem de nasıl giderrr nasılll...
 
Öyleyse hazırlanın, müptelası olacağınız, siz yemek istemedikçe yedirten bir tuzlu kurabiye tarifi geliyor....


Biber Salçalı Helazonik Kurabiye

Malzemeler:

  • 125 gr tereyağı (oda ısısında)
  • 150 gr yoğurt
  • 50 ml ayçiçeği yağı
  • 50ml zeytinyağı
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 yemek kaşığı elma sirkesi
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 500 gr un
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
Yapılışı:

Anne Adayları Hastane Çantanızı Hazırlamayı O Kadar da Geçe Bırakmayın!!!

Yeniden Merhabalar,
Gebe kaldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren hep bir tahminler silsilesi ve eşim Emre'nin de dediği gibi belki de baştan hesaplanan yanlış tarih yüzünden aslında tamda doğum zamanının kestirilememesi, sizin kesin doğum tarihini belirleyememenizdeki en önemli etkenler...
Neden mi?
İşe şuradan başlayalım isterseniz... Gebe kaldığınızı çok yüksek ihtimal ya eczaneden aldığımız testlerden yada hastanelerde yaptırdığımız kan testlerinden öğreniyoruz öyle değil mi?. Peki, tamam ama bu sonuçlar değerlendirilirken baz alınan yada ilk baştan doğru tahmin edilemeyen şey ne? En sonki adet tarihiniz... Neden mi? Kimilerimiz tarih kesin neresi belli değil desek de, çoğumuzun adetlerindeki düzensizlik, zamanın/adet döneminin tarihlerinin bir ileri bir geri ötelenmesi, yumurtlamanın tam tarihinin bilinememesi ve dolayısıyla da iyi ve doğruya bir nebzede yaklaşmak adına yapılan ilk varsayım üstüne basarak söylüyorum ki bu varsayım, en sonki adet tarihiniz. Çünkü gebeliğinizin başından sonuna kadarki tüm süreçlerinde ve her gittiğiniz doktor kontrolünde sizlere sorulan ve de takip edilen bir şey var ki o da bu tarih...
Bebeğin tahmini doğum süresini hesaplarken, haftalık gelişimlerini takip ederken, bu mevzide boy-kilo kontrolü yapılırken bağlantı kurulmaya çalışılan tek parametre. Hatta bir de şu var ki, bebeğin ilerleyen haftalık dönemlerinde gösterdiği haftalık gelişimlerin, sizin verdiğiniz son adet tarihinizle aynı haftaya tekabül edip etmediği ve eğer haftalar ve tarihler uyuşmuyorsa da, doktorlarımızın ortalama gene varsayıma dayanan bebeğin anne karnındaki gene tahmini boy ve kilo ölçülerine bakarak bir varsayımda bulunarak, yaklaşık doğum zamanını tayin etmesi.
Farkındaysanız, konuyu açtığımdan beri sürekli kullandığım üç kelime var: "Varsayım", "Tahmin", "Parametre-Son adet tarihiniz". Peki sizce bu üçlü arasında nasıl bir bağlantı yada korelasyon vardır derseniz? Sanırım çok az her birinin bir noktada kesiştiği olmuştur ve birbirlerini doğrularlar, o zamanda buna "şans eseri" diyoruz.
Neyse bu kadar matematik ve hesaplamadan sonra, gelinen nokta şudur ki, gene birilerine göre farazi fakat nedense 40 hafta olarak ortalama alınmış ve bebeğin gelişimini tamamlayıp, dünyaya gelmeye hazır olduğunu belirten bir periyot vardır ki, bunu da tüm bu varsayım ve tahminler içinde üstüne bir de 40 hafta ekleyerek tam ve doğru zamanı kestirebilmek neredeyse çoğu zaman imkansız gibidir.
Bu sebepledir ki, benimde oğlumu 38 hafta 5 günlükken doğurduğum doğrudur. Ama neye göre? Kime göresi? değişir... Vakti gelmişti, çıktı diyelim :):):) Bunun yanı sıra çevrenizde belirlenen tahmini doğum tarihinden iki-üç hafta önce yada sonra doğuran çok tanıdıklarınız olmuştur sanırım.
İşte tüm bu yukarıda saydığım sebeplerden ötürüdür ki, siz siz olun 36. haftanızdan itibaren çantayı hazırda tutun, sonra benim gibi şanslı kullardansanız, işi son 3 gün öncesine bırakarak hastane çantası hazırlama imkanını ya bulursunuz ya da bulamazsınız :):):)
Pek şimdi gelelim nedir bu hastane çantası? İçinde neler bulunması gereklidir? kısmına...

*** Fotoğraf www.hurriyetaile.com adresinden alınmıştır.
Hastane çantası; bence öncelikle sizin ve bebeğinizin ancak bu kısmını da ben ekliyorum ki, bir de size refakat edecek kişinin yanına alması gerekli tüm olmazsa olmazlarınızı hazırlayıp koyduğunuz bir çanta yada valiz olmasıdır.
Nedir bu olmazsa olmazlar?

Saturday, 6 December 2014

Köftelerin Köftesi Hasanpaşa Köftesi

Merhabalar,

Türk mutfağının ve Osmanlı yemek kültürünün içinde köftenin ayrı bir yeri olduğu söylenir hep. Etten çekilen kıymanın form değiştirmiş ve içine eklenen malzemelerle çeşnilendirilmiş hali de olsa henüz ispatlanamamış olmakla birlikte, ki bence sayısı da şimdi telaffuz edeceğimden fazladır kesin ki, yaklaşık 291 çeşit köfte olduğu ile anılırmış bizim mutfaklar...

İnşallah ömrümüzün yettiğince bunların her birini deneyip, yeme imkanımızda olur ve böylece nesillerden nesile körelmeden, kültür ve gelenek göreneklerimizi ağız tadıyla yaşama imkanını hep yakalamış oluruz.
 
Bu vesileyle gene günlerden bir gün ben Sevgili Deniz Hanım'ın yayınına konuk olduğum vakit Deniz Şafak'la Hayata Dair Programı'nda yukarıda saydığım kategorinin içinde yer alan ve 291'in içinden biri olan Hasanpaşa Köftesi'ni beraberce yapmıştık. Yapımı basit ve pratik ancak görüntüsü ve lezzeti de bir o kadar şahane ki, gelin sizlerle birlikte de evde yapmak için bu tarifin malzemelerine ve yapılışına beraberce bir bakalım;
 
 
Malzemeler:
  • Yarım kilo kıyma
  • 1 yumurta
  • 1 orta boy soğan
  • Bir kaç diş sarımsak
  • yarım su bardağı kaşar rendesi
  • bir kaç damla sirke
  • 3 yemek kaşığı galeta unu
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 2 çay kaşığı kimyon
  • 2 çay kaşığı tuz

Patates Püresi İçin:
  • 3 orta boy patates
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 çay bardağı süt
  • Biraz tuz, karabiber
Sos İçin:
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 2 çay bardağı su
Yapılışı:

Thursday, 4 December 2014

Fırında Lavaş Pizza- Yoksa Siz Hala Denemediniz mi?

Merhabalar,
 
Haftanın bitmesine az kalmışken, hafta sonuna yaklaşırken, hani olur ya anlık birden misafirleriniz çıkıp geliverirler yada evde yemek yoktur sizde çok oyalayıcı şeylerle uğraşmak istemiyorsunuzdur, hemen aperatif ve pratik hazırlanacak bir tatlar arıyorsunuzdur yada durun durun tahmin edeyim bir çocuğunuz var ve onu bugün ödüllendirmek ve ne yediğini bildiğiniz çeşnili bir pizza yapmak istiyor ve şuanda da bu satırları okuyorsanız gerçekten doğru adresteniz demektir bu ;)
 
Şöyleeee incecik, çıtır mı çıtır, leziz mi leziz, hmmmm, misss ve bol kaşarlı bir pizza tarifi geliyor o zaman sizlere. Bizim evin vazgeçilmezi, ani misafir dostu, çocukların en sevdiği, pratik bir pizza ile karşınızdayım.
 
 
 
 
Fırında Lavaş Pizza -  8 kişilik
 
Malzemeler:
  • 4 adet lavaş (Uno'nun yada başka markaların marketlerde satılan yuvarlak daire şeklindeki lavaşlarından)
  • 1,5 su bardağı mısır
  • 7 adet parmak sosis 
  • Bir adet kangal sucuk 
  • 1 adet közlenmiş kırmızı biber 
  • 5 adet orta boy domates 
  • 1 çorba kaşığı domates salçası
  • 1 çorba kaşığı biber salçası
  • 4 diş sarımsak 
  • 1 çorba kaşığı zeytinyağı
  • Tuz, karabiber
  • 2 su bardağı rendelenmiş kaşar 
Yapılışı:

Wednesday, 3 December 2014

Emziren Annelere Adanmış Marka "LANSİNOH" ve Benden Emzirme Dönemine Dair Tavsiyeler

Merhabalar yeniden,
Bir kaç önceki yazımda doğum hikayemden bahsetmiştim. Bir de sonrasında yaşanılanlar, çekilen zorluklar, bu zorlukları hafifletmek için yapılanlar ve şimdi de bu deneyimleri sizlerle paylaşmak adına sırada bu güzel yazım var.
Doğum sonrası emzirme eğitimini ilk olarak hastanede aldım. Sağ olsun bebek hemşiremiz hem çok tatlı, hem çok sabırlı hem de tüm meşakkatli olan bu süreçte beni gerçekten motive ederek desteklemişti.  Göğüs uçlarının yara olmaması için emzirme pozisyonu ve bebeğin duruşu, emme güdüsünü geliştirmek için yapılması gerekenler, emzirme sırasında bebek nasıl tutulur, emerken uyumaması için hangi noktalardan uyarı verilerek sürekli emmesi sağlanır,.. vs. gibi konularda oldukça bilinçlendirmişti beni ve şükür ki, Ali Kerem'de birkaç saat içinde bu olaya adapte olmuştu.
İlk bir kaç hafta bu zorlu sürece karşılıklı olarak alışma ve emmesini düzenli, periyodik olarak sağlama, uyarıcılarla(ayak tabanına canını yakmayacak şekilde küçük bir tırnak atmak, yanağına işaret parmağınızla pıtpıtlamak, altını değiştirerek uykusunu açmak,...) sürekli olmasını sağlama gibi süreçlerle birlikte karşımıza ilk çıkan sorun; ilk iki haftanın sonunda çocuk doktoru muayenesinde Ali Kerem'in hiç kilo almaması daha doğrusu çok çok az almış olmasıydı. İşte boğazınızın düğümlendiği, elinizden daha fazlasının gelmediği, her emzirmede acaba yeterince süt alabildi mi?, karnı doydu mu? sütüm besliyor mu? ve ne yapacağım şimdi? gibi soruların artık hayatınızın yaklaşık bebeğinizin 2 yaşına gelene kadarki, tüm zamanlarının her günü ve saatinde bu soruların hep beyninizde çınlaması ve sizin de bu sorularla birlikte yaşamayı sürdürmeniz başlamış demektir.
Peki şimdi ne yapacaktık? Doktor bu haftadan itibaren iki hafta daha beklemeyi ve eğer bebek 1. ayına geldiğinde hala kilo alamamış veya çok az almış olursa işte o zaman artık, ek mama (anne devam sütü) kullanmamız gerektiğini, ancak hem bir yandan emzirmeye devam etmem gerektiğini hem de bu sisteme geçiş yapmanın gerektiğini söylemişti. Bundan sonrasında bir anneyi bekleyen aşılması zor ve sanki bitmeyecek bir iki hafta daha eklenmişti tüm yüklerinin üzerine...

Ali Kerem 1 Aylık:

İşte beklenen gün gelmiş ve Ali Kerem doktorun söylediği 1. ayın sonunda beklenilenin altında bir kilo almış ve artık ek mama-anne devam sütüne başlamamız gerektiğini ancak bunun günde bir kaç defa olması gerektiğini ve gene emzirmeye devam etmem gerektiğini söylemişti. Başta eşim ve bir kaç aile üyemiz buna karşı çıkarak, biraz daha ek mama almadan devam etmemiz gerektiğini ve benimde kendimi zorlayarak sütlerimin daha çok gelmesi için çabalamamı istiyorlardı. Yaklaşık bir hafta daha böyle denedik ve bu haftanın sonunda çocuk doktorumuzu da değiştirerek, internetten yaptığım araştırmalara göre en çok tavsiye edilen bir bayan doktora gittik. İlk muayenede doktorumuz, göğüslerimdeki sütü fiziksel muayene ile ve çocuğu emzirmemi de isteyerek her şeyi kendisinin kontrolüne bırakmamı istedi. Sonrasında oğlanı muayene etti ve bugünden çıkan ilk netice; (lütfen çok dikkat edin.)

"Bebek gayet iyi emiyor, ancak gördüğüm kadarıyla çabuk yorulup uyuya kaldığı için aslında alması gereken arka süt dediğimiz sütün yağlı olan ve besleyici olan kısmını çekemediğinden kilo alamıyor dedi. İlk çektiği süt, daha şekerli ve az yoğun dolayısıyla da aslında kandırıcı bir süt fakat asıl önemlisi arkadan gelen süt besleyiciliği, doyuruculuğu ve kalorisi yüksek olan süt, o yüzden bunu çekip alması lazım dedi. Peki nasıl yapacağız bunu dedim? Hemen bir hastane tipi göğüs pompası kiralayın yada isterseniz alın ve bebeğin emmeyi bıraktığı an siz kalan sütü sağarak ona sonradan verin dedi. Böylece bebek hem o arka sütü almış olacak hem de sağmadan dolayı sizin de sütlerinizde bir artış olacaktır dedi ve bir de böyle deneyelim ve bakalım 1 hafta sonunda ne olacak dedi?"

Evet aynen de tüm yaşadıklarım bu çerçevede gelişti ve biz o gün hastaneden çıkışta bir bebek mağazasına uğrayarak, mağazadaki çalışanında bizi doğru yönlendirmesiyle Lansinoh Affinity Çift Sağımlı Elektrikli Göğüs Pompası ile tanıştık ve hemen aldık. Birazdan neden çift sağımlı aldığımı da anlatacağım.

Monday, 1 December 2014

Ebruli Kek Tarifi- Yapımı oldukça basit ve pratik. Sonuç bir sanat eseri :)



Uyanır gece yarısı yoktan sevda yaparım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım yanarım
Dilsizler bana danışır kelebeklerin aklı benim

Gemilerle her gece ben çok uzaklardan dönerim
Çağırırlar küçük adımı karapakiden ben akarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım yanarım

Benim adım "EBRULİ" biraz gerçek bira rüya
Yalanımı sevsinler aşksız dönmüyor dünya
Benim adım
"EBRULİ" biraz gerçek biraz rüya
Yalanımı sevsinler yalansız dönmüyor dünya

Kalbim sevda kuyusu her gün yoldan çıkarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım yanarım
Dilsizler bana danışır kelebeklerin aklı benim

Gemilerle her gece ben çok uzaklardan dönerim
Sen unut geçmişini ben aklımda tutarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarim yakarım
 
Bu keke bu şarkıyla giriş yapalım istedim. Biraz renkli, biraz farklı, biraz eğlenceli, biraz sanatsal...
 
Galiba şimdiye kadar yaptığım keklerin en çok kabaranı, en eğlenceli ve yapması zevkli olanı ve en sanatsalı buydu diyebilirim. Nasıl bir şeyin ortaya çıkacağını bilmemek ve bunun heyecanını yaşamak ve en önemlisi de bu desen ve şekilden bir daha hiç aynısını yapamayarak tamamen bir defaya mahsus ve bu sebeple de özel ve tarz bir kek yaratmak ve sanırım bundan sonrada bu keki yapmaktan hiç vazgeçmemek benim için şart olsa gerek. 
 
Yapımı ve hazırlanışı oldukça basit, diğer keklerden hiç bir farkı yok. Ama gelelim içinde neler vara bir bakalım isterseniz.

 
 
 
Ebruli Kek Tarifi
 
Malzemeler:
 
3 yumurta
1 fiske tuz
1 su bardağından 2 parmak fazla toz şeker
3/4 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı süt
3 su bardağı un
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
1 limon kabuğu rendesi
3 yemek kaşığı kakao
 
Yapılışı: